KAYBOLAN SAYGI, YÜKSELEN ŞİDDET: GENÇLİK VE TOPLUMUN ÇÖZÜLÜŞÜ
KAYBOLAN SAYGI, YÜKSELEN ŞİDDET: GENÇLİK VE TOPLUMUN ÇÖZÜLÜŞÜ
Son günlerde ülkemizin farklı illerinde okullarımızda yaşanan olaylar hepimizi derinden yaraladı. Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da lise öğrencilerinin silahlarla okula girmesi, sadece eğitim kurumlarını değil, toplumun bütününü tehdit eden bir gelişmedir. Bu olaylar, gençliğin ruhsal dünyasında ve toplumsal değerler sistemimizde ciddi bir kırılmaya işaret etmektedir. Öncelikle hayatını kaybeden eğitimci ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Eskiden, bundan çok uzun zaman önce değil, bizim öğrencilik yıllarımızda öğretmen, öğrencinin gözünde bir bilge, bir rehberdi. Öğretmen-öğrenci ilişkisi saygı ve güven üzerine kuruluydu. Bugün ise bu bağ zayıflamış, öğretmenin toplumsal rolü gölgelenmiştir. Eğitimci kimliğinin yerini bazensadece ders anlatan bir figür almış; öğrencinin gözünde otorite ve rehberlik değerini yitirmiştir. Bu değişim, gençlerin yönsüz kalmasına ve yanlış rol modeller aramasına yol açmaktadır.
Medyanın etkisi de burada göz ardı edilmemelidir. TV’lerde şiddet içerikli diziler, filmler ve genç oyuncuların gösterişli hayatlarının özendirici sunumu, gençlerin gerçeklik algısını bozmaktadır. Hayatın zorluklarıyla baş etme yerine kolay yoldan güç kazanma ve dikkat çekme arzusu öne çıkmaktadır. Televizyon ekranlarında ve sosyal medyada sunulan sahte ihtişam, gençlerin ruhunda boşluk yaratmakta; şiddeti bir çıkış yolu gibi göstermektedir.
Toplumsal çözülme ise bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Aile bağlarının zayıflaması, ekonomik sıkıntılar ve sosyal destek sistemlerinin yetersizliği gençleri yalnızlaştırmaktadır. Bu yalnızlık, onları şiddete ve umutsuzluğa sürüklemektedir. Bugün okullarımızda yaşanan olaylar sadece bireysel bir öfke patlaması değil, bence toplumsal bir alarmdır.
Sorunun çözümü için öncelikle okullarda güçlü bir psikolojik destek sistemi kurulmalıdır. Öğrencilerin duygusal sorunları erken fark edilmeli, rehberlik birimleri etkin çalışmalıdır. Öğretmenlerin toplumsal rolü yeniden inşa edilerek, sadece akademik değil, psikososyal eğitimlerle öğrencilerle bağ kurma becerileri artırılmalıdır. Medya bu konuda daha fazla sorumluluk almalı; şiddeti özendiren içeriklere karşı daha sıkı denetim getirilmeli ve gençlere rol model olacak yapımlar teşvik edilmelidir. Örneğin, TRT Genç kanalı bunun için iyi bir örnek olabilir.
Aileler bilinçlendirilerek çocuklarla sağlıklı iletişim kurma, sınır koyma ve değer aktarımı konularında desteklenmelidir. Gençler sosyal sorumluluk projelerine yönlendirilerek; spor, sanat ve kültürel etkinliklerle aidiyet duygusu güçlendirilmelidir. Ayrıca silah erişimi zorlaştırılarak, gençlerin değil, normal vatandaşların bile silaha ulaşmasını engelleyecek yasal ve pratik önlemler artırılmalıdır.
Gençler bizim geleceğimizdir, değerli dostlar. Onların ruhsal dünyasını korumak, toplumsal değerleri yeniden inşa etmek hepimizin görevidir. Bugün yaşanan acı olaylar bize bir kez daha göstermektedir ki şiddet bir çözüm değil, bir çıkmazdır. Eğer gençlerimizi yalnız bırakır, onları sahte ihtişamın ve şiddet içerikli kültürün etkisine terk edersek, geleceğimizi karanlığa sürüklemiş oluruz.
Çıkış yolu ise sevgi, eğitim ve dayanışmadır. Okullar güvenli birer yuva, öğretmenler yeniden bilge birer rehber, aileler güçlü birer destek, medya ise sorumluluk sahibi birer yol gösterici olmalıdır. Toplumun bütün kesimleri el ele vererek gençlere umut, güven ve değer kazandırmalıdır. Çünkü gençlik bir ülkenin en büyük sermayesidir. Onları kaybetmek, geleceği kaybetmektir. Artık harekete geçmek, sorumluluk almak ve gençliği yeniden kazanmak zorundayız.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


