18 MART BAĞIMSIZLIĞIN İLK ADIMI
Gündem
18.03.2026 - 00:36, Güncelleme:
18.03.2026 - 00:36
18 MART BAĞIMSIZLIĞIN İLK ADIMI
18 Mart 1915 sıradan bir tarih değildir. Çanakkale Boğazı’nı geçip, İstanbul’u alma hayallerini kuran emperyalistlerin heveslerini kursaklarında bırakan bir önemli gündür. Cevat Paşa’nın (Çobanlı) komutasında Nusret Mayın Gemisi ve kara topçularının harikalar yarattığı, 1. Dünya Savaşı’nı geciktiren, Çarlık Rusya’sının yıkılmasının yolunu açan bir büyük savaştır. Daha da ötesi, savaşın kaderini değiştiren bir komutan hediye etmiştir. O komutan Mustafa Kemal’dir. Mustafa Kemal kara savaşlarında askeri dehasını, öngörüsünü ve cesaretini tüm dünyaya göstermiştir.
"Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" Bu sihirli emir, Çanakkale ve Gelibolu Savaşlarının sonucunu da ortaya koymuştur.
Bu emri tam 111 yıl önce henüz bir yarbay iken Mustafa Kemal, askerin cepheyi bırakıp kaçtığını görmesi üzerine vermiş ve savaşın seyri değişmiştir.
O günün emperyalist güçleri, birleşerek güçlerini artırmışlar ve İstanbul'u ele geçirmek için Çanakkale Boğazı'nı geçmek amacıyla, teknolojisi yüksek modern donanmalarıyla saldırıya başlamışlardı. Kuvvetlerinin arasında kimler vardı kimler... Kimler yoktu ki... Bizimle hiç ilgisi olmayan; Cezayir Berberleri, Senegal Zencileri, Avusturyalılar, Kanadalılar, Yeni Zelandalılar ve Hintliler ağaları tarafından üzerimize salınmışlardı.
Tam bir ay sürdü Çanakale Deniz Savaşları, çok kayıp verdik, çok kayıp verdirdik. Sonuçta, 18 Mart'ta bu işin olmayacağını anlayan düşmana diz çöktürdük. Savaşın, kahramanları adsız Mehmetçiklerdi...
Ancak, düşman öylesine açgözlüydü ki, "denizden olmadı, karadan deneyelim" dedi.
Dedi, ama dediğine diyeceğine pişman oldu.
Çünkü bir kahramanın ortaya çıkmasının ve destan yazmasının yolunu açtı.
Zaten, Çanakkale Deniz Savaşlarının kazanılması, ordunun güvenini artırmış ve kendisine gelmesini sağlamıştı. Bu güvenle birlikte Gelibolu'da bir destan yazıldı. Destan yazıldı diye yazmak çok kolay geliyor insana... Bu destanın mürekkebi 253 bin Mehmetçik'in kanıydı. Onlar arasında, tıp ve lise öğrencileri ile yaşları 15'le 19 arasında değişen minik askerlerimiz de vardı. 15'liler türküsü boşuna mı yakıldı? Öyle ki, bu savaş sonrasında üç lise hiç mezun vermedi. Galatasaray, Konya ve İzmir Lisesi'nin bütün öğrencileri gönüllü olarak savaşa katıldılar ve hepsi de şehit oldular. Bir devletin tüm okumuşlarının ve yetişmişlerinin şehit olmasının hangi sonuçları doğurduğunun günümüzde daha iyi anlaşılır olması gerektir. Çünkü binlerce öğretmen, öğrenci ve aydının yitip gitmesi ülkenin geleceğinde de olumsuz izler bırakmıştır.
Tam 8.5 ay süren Gelibolu Savaşları, Mustafa Kemal gibi bir dehayı ortaya çıkarmıştır aynı zamanda. Belki de, Cumhuriyet düşüncesinin temelini de emperyalizme karşı verilen bu savaşın sonucu yeşertmiştir.
Gelibolu Savaşları'nın bir başka önemli yanı da Çarlık Rusya'sının kısa bir süre sonra yıkılması devrimin filiz vermesidir. 1915 Devrimi sonrasında oluşan Sovyetler yönetiminin, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'na bakışında da Fransız ve İngilizlerin gönderdikleri yardımların Rusya'ya ulaşamamasından kaynaklı olumlu bir yaklaşımdır. Nitekim Sovyetler Birliği liderlerinin Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndaki yardımları bu anlamda da ele alınacak bir konudur.
Gelibolu Savaşları, yukarıda da dediğimiz gibi, yıllardır yenilgilerden mahcup duruma düşmüş, askerimizin güvenini artırmıştır. Türk’ün, sıkıştığında neler yapabileceğini de dosta düşmana göstermiştir.
Çanakkale Geçilmez yazısının orada durmasının anlamı da budur.
Aylar, süren bu savaşta, Yarbay Mustafa Kemal, bizzat askerin önünden yürüyerek ölmeyi göze almıştır. Hatta Conkbayırı'nda çatışmalarda, şarapnel parçasının isabet etmesiyle ölümden dönmüştür.
Kısacası, Çanakkale Deniz Savaşı ve Gelibolu Savaşları, Türk’ün benliğini geri getirmiş dünyaya da bir lider hediye etmiştir. Çünkü bu savaş, çok'a karşı tek'in kazandığı bir savaştır. Ancak, değerini bilene. Bir Japon Uzman, " Bir Çanakkale, 10 Hiroşima eder" derken, bizim duyarsızlığımızı, yöneticilerimizin kayıtsızlığını ve vurdumduymazlığını vurgular.
Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları, yıllardır bu savaşlarda hacıları, hocaları, cinleri, perileri öne çıkarıp, Atatürk'ü cımbızlamaya çalışırlarken, ne yazık ki , Cumhuriyetçiler de gözlerini yummuş, "ne olacak" diye bekleşip durmaktadırlar.
Kutlu olsun, bu kutlu savaş. Çok yaşasın Cumhuriyet... Unutulmasın Atatürk ve kahraman Mehmetçik...
18 Mart 1915 sıradan bir tarih değildir. Çanakkale Boğazı’nı geçip, İstanbul’u alma hayallerini kuran emperyalistlerin heveslerini kursaklarında bırakan bir önemli gündür. Cevat Paşa’nın (Çobanlı) komutasında Nusret Mayın Gemisi ve kara topçularının harikalar yarattığı, 1. Dünya Savaşı’nı geciktiren, Çarlık Rusya’sının yıkılmasının yolunu açan bir büyük savaştır. Daha da ötesi, savaşın kaderini değiştiren bir komutan hediye etmiştir. O komutan Mustafa Kemal’dir. Mustafa Kemal kara savaşlarında askeri dehasını, öngörüsünü ve cesaretini tüm dünyaya göstermiştir.
"Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" Bu sihirli emir, Çanakkale ve Gelibolu Savaşlarının sonucunu da ortaya koymuştur.
Bu emri tam 111 yıl önce henüz bir yarbay iken Mustafa Kemal, askerin cepheyi bırakıp kaçtığını görmesi üzerine vermiş ve savaşın seyri değişmiştir.
O günün emperyalist güçleri, birleşerek güçlerini artırmışlar ve İstanbul'u ele geçirmek için Çanakkale Boğazı'nı geçmek amacıyla, teknolojisi yüksek modern donanmalarıyla saldırıya başlamışlardı. Kuvvetlerinin arasında kimler vardı kimler... Kimler yoktu ki... Bizimle hiç ilgisi olmayan; Cezayir Berberleri, Senegal Zencileri, Avusturyalılar, Kanadalılar, Yeni Zelandalılar ve Hintliler ağaları tarafından üzerimize salınmışlardı.
Tam bir ay sürdü Çanakale Deniz Savaşları, çok kayıp verdik, çok kayıp verdirdik. Sonuçta, 18 Mart'ta bu işin olmayacağını anlayan düşmana diz çöktürdük. Savaşın, kahramanları adsız Mehmetçiklerdi...
Ancak, düşman öylesine açgözlüydü ki, "denizden olmadı, karadan deneyelim" dedi.
Dedi, ama dediğine diyeceğine pişman oldu.
Çünkü bir kahramanın ortaya çıkmasının ve destan yazmasının yolunu açtı.
Zaten, Çanakkale Deniz Savaşlarının kazanılması, ordunun güvenini artırmış ve kendisine gelmesini sağlamıştı. Bu güvenle birlikte Gelibolu'da bir destan yazıldı. Destan yazıldı diye yazmak çok kolay geliyor insana... Bu destanın mürekkebi 253 bin Mehmetçik'in kanıydı. Onlar arasında, tıp ve lise öğrencileri ile yaşları 15'le 19 arasında değişen minik askerlerimiz de vardı. 15'liler türküsü boşuna mı yakıldı? Öyle ki, bu savaş sonrasında üç lise hiç mezun vermedi. Galatasaray, Konya ve İzmir Lisesi'nin bütün öğrencileri gönüllü olarak savaşa katıldılar ve hepsi de şehit oldular. Bir devletin tüm okumuşlarının ve yetişmişlerinin şehit olmasının hangi sonuçları doğurduğunun günümüzde daha iyi anlaşılır olması gerektir. Çünkü binlerce öğretmen, öğrenci ve aydının yitip gitmesi ülkenin geleceğinde de olumsuz izler bırakmıştır.
Tam 8.5 ay süren Gelibolu Savaşları, Mustafa Kemal gibi bir dehayı ortaya çıkarmıştır aynı zamanda. Belki de, Cumhuriyet düşüncesinin temelini de emperyalizme karşı verilen bu savaşın sonucu yeşertmiştir.
Gelibolu Savaşları'nın bir başka önemli yanı da Çarlık Rusya'sının kısa bir süre sonra yıkılması devrimin filiz vermesidir. 1915 Devrimi sonrasında oluşan Sovyetler yönetiminin, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'na bakışında da Fransız ve İngilizlerin gönderdikleri yardımların Rusya'ya ulaşamamasından kaynaklı olumlu bir yaklaşımdır. Nitekim Sovyetler Birliği liderlerinin Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndaki yardımları bu anlamda da ele alınacak bir konudur.
Gelibolu Savaşları, yukarıda da dediğimiz gibi, yıllardır yenilgilerden mahcup duruma düşmüş, askerimizin güvenini artırmıştır. Türk’ün, sıkıştığında neler yapabileceğini de dosta düşmana göstermiştir.
Çanakkale Geçilmez yazısının orada durmasının anlamı da budur.
Aylar, süren bu savaşta, Yarbay Mustafa Kemal, bizzat askerin önünden yürüyerek ölmeyi göze almıştır. Hatta Conkbayırı'nda çatışmalarda, şarapnel parçasının isabet etmesiyle ölümden dönmüştür.
Kısacası, Çanakkale Deniz Savaşı ve Gelibolu Savaşları, Türk’ün benliğini geri getirmiş dünyaya da bir lider hediye etmiştir. Çünkü bu savaş, çok'a karşı tek'in kazandığı bir savaştır. Ancak, değerini bilene. Bir Japon Uzman, " Bir Çanakkale, 10 Hiroşima eder" derken, bizim duyarsızlığımızı, yöneticilerimizin kayıtsızlığını ve vurdumduymazlığını vurgular.
Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları, yıllardır bu savaşlarda hacıları, hocaları, cinleri, perileri öne çıkarıp, Atatürk'ü cımbızlamaya çalışırlarken, ne yazık ki , Cumhuriyetçiler de gözlerini yummuş, "ne olacak" diye bekleşip durmaktadırlar.
Kutlu olsun, bu kutlu savaş. Çok yaşasın Cumhuriyet... Unutulmasın Atatürk ve kahraman Mehmetçik...
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


