Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

Yavuz Ağıralioğlu: Ölümü Anlatsan Anlamayacak Yaşta Çocuklarımız Ölümle Tanıştı

Siyaset 18.04.2026 - 11:22, Güncelleme: 18.04.2026 - 14:10
 

Yavuz Ağıralioğlu: Ölümü Anlatsan Anlamayacak Yaşta Çocuklarımız Ölümle Tanıştı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarıyla ilgili katıldığı canlı yayında açıklamalar yapan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Çocuklarımızın neşesinin sesini teneffüs zilinin kesmesi gereken ortamlarda; çocuklarımızın nefesini kurşun sesleri kesmiştir. Ölümü anlatsan anlamayacak yaşta çocuklarımız ölümle tanıştı" dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki eğitim kurumlarında yaşanan silahlı saldırılarla ilgili, "Çocuklarımızın coşkusunun sesini, neşesinin sesini teneffüs zilinin kesmesi gereken ortamlarda; çocuklarımızın sesini, nefesini, yaşama sevincini kurşun sesleri kesmiştir. Ölümü anlatsan anlamayacak yaşta çocuklarımız ölümle tanıştı. Evlatlarını okula göndermiş, akşam evlatlarının sevdiği yemekleri yapıp bekleyen annelere ne diyeceğiz? Ölene kadar o çocuklarına yaptığı yemeklerden bir daha yapmayacak olan annelere ne diyeceğiz biz mesela? Babaları akşam eve gidip oğlumu alırım, çocuklarımı alırım, kızımı alırım diye plan yapan babaların akşam evlerine çocuklarının tabutlarıyla dönmesine sebep olan mahcubiyeti biz ne yapacağız, ne konuşacağız?" dedi. Anahtar Parti 86 Milyonu Bir Aile Görüyor... Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, yurt dışı temasları kapsamında bulunduğu Almanya'da Kanal Avrupa'nın canlı yayın konuğu oldu. Avrupa Masası isimli programda önemli açıklamalar yapan Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: "Memlekette zordur particilik. Parti kurmak zordur. Bu şartlarda tutunmak daha zordur. Bütün bunlara rağmen muhasebelerimizi yaptık. Partiyi kendiniz kurarsanız tutmuyor. Partiyi milletin kalbine kurmanız lazım. Millet; kalbine kurulmuş olan partileri sahipleniyor. İttifakı masada kurarsanız olmuyor. Milletin kalbinde ittifak yaparsanız oluyor. Dolayısıyla egemen olan milletse, irade milletinse, her hakikatinizle millete emanet olmalısınız. Milletin dediği ve beklediği istikamette yürümelisiniz. O yüzden biz partimizin istişaresini uzun yaptık. Bu uzun istişareden çıkarabildiğimiz sonuç şu: biz memleketin ne olacağına odaklanmış bir mesuliyetin; ne olacağız diye kariyer planı yapmanın değil, memleketimiz ne olacak diyebilmenin, partim demeden devletim, partim demeden milletim, ayırmadan partili partisiz 86 milyon ailemiz diyebilmenin mesuliyetine kurulduk. Doğruya Doğru, Yanlışa Yanlış!.. Hükümetin doğrularına doğru demeyi severiz. Doğrularını yüreklendiririz. Deriz ki buna doğru diyelim, teşekkür edelim ki yapmaya devam etsinler. Yanlışlarını uyaralım. Kıskançlık etmeyiz. Biz yapalım demeyiz. Yeter ki doğru yapsınlar. Yeter ki memleketi ayağa kaldırsınlar, kalsınlar ama olur da yapamazlarsa ki yapamıyorlar, olur da yönetemezlerse ki yönetemiyorlar, memleket boşta kalmasın, türbülansa düşmesin, memleket sahipsiz kalmasın diye biz nöbetteyiz. Dolayısıyla Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni nesil siyasi nezaketine, beklentilerine, ümidine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuvvetine, çocuklarımızın hayallerine, emek eden herkesin emeğine; o mezhebin, bu mezhebin, o meşrebin, bu meşrebin değil, 86 milyon ailemize kurulmuş, memleketin istikbaline yay gibi gerilmiş yeni bir siyasi iradedir Anahtar Parti. Şanlıurfa Ve Kahramanmaraş'ta Siyasetin Hissesine Utanç Düştü! Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan silahlı saldırılar sonrası hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Çocuklarımızın coşkusunun sesini, neşesinin sesini teneffüs zilinin kesmesi gereken ortamlarda; çocuklarımızın sesini, nefesini, yaşama sevincini kurşun sesleri kesmiştir. Bunun utancı bizim hissemize, siyasetin hissesine düşmüştür. Yani bu memleketi yönetenler bizleriz.   Çocuklarımız Okulda Ölümle Tanıştı! Biz nasıl bir memleket sunduk evlatlarımıza? Nasıl oldu ki biz evlatlarımızı içinde huzurla yaşayacakları, güvenle gidecekleri, coşkuyla gidip akşam eve huzurla dönecekleri bir ekosistemi onlara kuramadık? Çocuklarımız ölümle tanıştılar. Ölümü anlatsan anlamayacak yaşta çocuklarımız ölümle tanıştı. 10-11 yaşında çocuklarımız!.. Buradan bizim hissemize düşen utancı nasıl yöneteceğiz biz? Yani çocuklarımızın ölümle, bu yaşta buluşmalarının mesuliyetini hangi dille, hangi planla, hangi programla atlatacağız biz? Ailelerine ne diyeceğiz? Evlatlarını okula göndermiş, akşam evlatlarının sevdiği yemekleri yapıp evlatlarını bekleyen annelere ne diyeceğiz? Ölene kadar o çocuklarına yaptığı yemeklerden bir daha yapmayacak olan annelere ne diyeceğiz biz mesela? Babaları akşam eve gidip oğlumu alırım, çocuklarımı alırım, kızımı alırım diye plan yapan babaların akşam evlerine çocuklarının tabutlarıyla dönmesine sebep olan mahcubiyeti biz ne yapacağız yani? Biz ne konuşacağız? Nasıl konuşacağız biz bu işleri? Yani bu çocuklar mesela, arkadaşları öldürülmüş. "Arkadaşımız öldürüldü" sözünün 11 yaşında çocuklara düşürdüğü travmayla bu çocuklarımızı nasıl yaşatacağız biz? Nasıl bir şey konuşacağız mesela şimdi? Dolayısıyla bu mesele, öyle gerekli adımlar atacağız falan gibi beylik laflarla hiçbir sineyi rahatlatmayacak. Öğretmenimiz var, Allah'ım rahmet etsin, çocukların üstüne kapanmış. Çocukların üstüne kapanmış, kendi evlatlarına hayali kalmış öğretmenimizin. Artık evlatlarımızın hayali, annelerinin hayaliyle büyüyecek. Dolayısıyla şimdi bu kadar acının üstüne biz ne demeliyiz? Utanmadan mesela siyasi münakaşa mı yapmalıyız? Çocuklar Devletin De Evlatlarıdır! Çocuklar, ailelerin olduğu gibi devletin, milletin de evlatlarıdır. Annelerinden, babalarından korunmaları gerekirse devlet sahip çıkar! Evde bir kriminal hadise varsa, evde iklim bozuluyorsa, evde çocuğun yetişmesine menfi tesirler olacak bir takım savrulmalar varsa devlet bunları bilmelidir. Davranışları takip edebilmeli, rehabilitasyon uzmanlarıyla çocukları an an fark edebilmelidir. Çocukları devlet her şekilde görebilmeli, koruyabilmeli, muhafaza edebilmeli, yönetebilmeli; risklerden muhafaza ederek sağlıklı, sıhhatli büyütebilmelidir. Devletin evlatlarıdır onlar, milletin evlatlarıdır. Analarını da koruyacaksın, babalarını da koruyacaksın. Bazen çocuğu anasından, babasından koruyacaksın. Bazen şehrinden, sokağından koruyacaksın. Bazen okulda şiddetin dilinden koruyacaksın, televizyondan koruyacaksın, diziden koruyacaksın. Toplumun bozulan dilinden koruyacaksın, toplumu koruyacaksın, fıtratı koruyacaksın. Bu, komple bir sorumluluk alanıdır. Rehabilitasyon uzmanlarından dizilere, sokağın dilinden denetimsizliğe, uyuşturucu heveslisine; sosyal mecradaki kontrolsüzlükten tutunuz da eğitimin çocuklarımız üzerindekileri görebilme maharetine kadar her şeyin planlanması lazım. Bizim bir beka sorunumuz varsa; beka sorunumuz budur. Hobi Bahçeleri Sorunu... Hobi bahçeleri yapıldı Türkiye'de. Apartmanlara bağlı yaşamak zorunda kalan insanlar özellikle pandemi döneminde böyle küçük hobi bahçeleri almaya başladı. Küçük bungalov ile başladı, sonra büyüdü. Alanlar büyüdü, prefabrikler yerleştirildi. 1 milyonun üzerinde vatandaş arazilerine hobi bahçeleri yaptı. Bu mekanizmanın suistimale açık tarafları vardı. Yapanlar, tarlalara yaptıkları için işlerini görenlere hediye de verdiler. Belediyede imkânı olan yol döktürdü. Nüfuzu olan su getirdi. Biraz daha hatırlı olanlar elektrik bağlattı. Sonra bir gün devlet, bizim devletin çalışma sistematiği böyle: "Tarım arazilerine biz böyle bir şey yaptırmayız" dedi. Bu bir milyon ev yapılırken gözü olmayan devletin, bu bir milyon ev yapılırken bunu görmeyen devletin, hatta buralara yol, elektrik, su gelirken bunu umursamayan devletin, sonra birden aklı başına gelip, "Yahu kardeşim, tarım arazilerine böyle bir şey yaptırır mıyız biz?" dedi. Millette aferin bir hassasiyet taşıyorlar falan demeye hazırlanırken, aklıevvel birisi de deyivermiş ki "Efendim, bunu yaparsak çok oyumuz gider." Sayın Cumhurbaşkanımız sonra "Bunu bir daha bir gözden geçirelim" diyor. Bunu bir daha gözden geçirmenize sebep olan şey ne; oy! Vatandaşı paraya, nakite, oya mı çevireceğiz biz yani... AK Parti'ye hatırlatayım; "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" derseniz düzelir. Ama parola şu; "İnsanı yaşat ki taksit alasın, insanı yaşat ki onları nakite çeviresin, insanı yaşat ki oradan para kazanasın, döviz kazanasın." Vatandaş böyle yatırım aracına dönüştürülmemeli. Gurbetçilerin Sorunları... Bizim Avrupa'daki varlığımız Almanya'nın da kuvveti, Avrupa'nın da kuvvetidir. Türkler burada. En uyumlu, buraya geldiklerinden sonra bulundukları ülkelerin en büyük gücü olabilecek, en sorunsuz millettir. Asimile olmamış ama uyum sağlamış bir millet. Burası bizim için artık baba vatandır. Yani ana vatan Türkiye; burası da baba vatandır. Kapıkule Sınır Kapısı Sorunu Çözülmeli! Yıllardır Kapıkule'yi konuşuyoruz. Gurbet dediğimiz yerde gurbetçi olarak bilinmiş akrabalarımız var. Bu Kapıkule'yi 50 yıldır duyuyorum. Bu Kapıkule sorununu çözer misiniz lütfen? Kapıkule Sınır Kapısı'ndan kendi vatandaşlarının geçişini yönetemeyen bir devlet, bu ülkeyi nasıl yönetecek? Bulgaristan'dan geçişi de çözün, Kapıkule'de yığılmayı da çözün; vatandaş Kapıkule'den sular seller gibi geçsin. Bedelli Askerlik Vatandaşını Kaybettirmemeli! Bu askerlik sorununu da para diye konuşmayın! 8 bin euro bedelli askerlik hizmetine eşleştirdiğiniz para; "neyse ben Türk vatandaşlığından çıkayım" demeye sebep oluyorsa; siz de kendi vatandaşlarınızı böyle kaybediyorsanız, ya bu paranın canı çıksın kardeşim. Bunu 2 bin lira yapın. Çok mu zor yani? Buradan para mı kazanılır? Kendi vatandaşınızı para gibi görmezseniz çözersiniz! Bu askerlik de dahil, burada çifte vatandaşlık da dahil bu süreçleri yönetsinler ki hem buranın kuvveti olsunlar hem sizin varlığınız olsunlar. İkisinin arasında bir tercihe zorlayıp, para yüzünden kendi vatandaşlarınızı kaybetmeyin. Dolayısıyla bunlarla ilgili düzenleme yapılması şarttır..." Kaynak : PERRE
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarıyla ilgili katıldığı canlı yayında açıklamalar yapan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Çocuklarımızın neşesinin sesini teneffüs zilinin kesmesi gereken ortamlarda; çocuklarımızın nefesini kurşun sesleri kesmiştir. Ölümü anlatsan anlamayacak yaşta çocuklarımız ölümle tanıştı" dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki eğitim kurumlarında yaşanan silahlı saldırılarla ilgili, "Çocuklarımızın coşkusunun sesini, neşesinin sesini teneffüs zilinin kesmesi gereken ortamlarda; çocuklarımızın sesini, nefesini, yaşama sevincini kurşun sesleri kesmiştir. Ölümü anlatsan anlamayacak yaşta çocuklarımız ölümle tanıştı. Evlatlarını okula göndermiş, akşam evlatlarının sevdiği yemekleri yapıp bekleyen annelere ne diyeceğiz? Ölene kadar o çocuklarına yaptığı yemeklerden bir daha yapmayacak olan annelere ne diyeceğiz biz mesela? Babaları akşam eve gidip oğlumu alırım, çocuklarımı alırım, kızımı alırım diye plan yapan babaların akşam evlerine çocuklarının tabutlarıyla dönmesine sebep olan mahcubiyeti biz ne yapacağız, ne konuşacağız?" dedi.

Anahtar Parti 86 Milyonu Bir Aile Görüyor...

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, yurt dışı temasları kapsamında bulunduğu Almanya'da Kanal Avrupa'nın canlı yayın konuğu oldu. Avrupa Masası isimli programda önemli açıklamalar yapan Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

"Memlekette zordur particilik. Parti kurmak zordur. Bu şartlarda tutunmak daha zordur. Bütün bunlara rağmen muhasebelerimizi yaptık. Partiyi kendiniz kurarsanız tutmuyor. Partiyi milletin kalbine kurmanız lazım. Millet; kalbine kurulmuş olan partileri sahipleniyor. İttifakı masada kurarsanız olmuyor. Milletin kalbinde ittifak yaparsanız oluyor. Dolayısıyla egemen olan milletse, irade milletinse, her hakikatinizle millete emanet olmalısınız. Milletin dediği ve beklediği istikamette yürümelisiniz. O yüzden biz partimizin istişaresini uzun yaptık. Bu uzun istişareden çıkarabildiğimiz sonuç şu: biz memleketin ne olacağına odaklanmış bir mesuliyetin; ne olacağız diye kariyer planı yapmanın değil, memleketimiz ne olacak diyebilmenin, partim demeden devletim, partim demeden milletim, ayırmadan partili partisiz 86 milyon ailemiz diyebilmenin mesuliyetine kurulduk.

Doğruya Doğru, Yanlışa Yanlış!..

Hükümetin doğrularına doğru demeyi severiz. Doğrularını yüreklendiririz. Deriz ki buna doğru diyelim, teşekkür edelim ki yapmaya devam etsinler. Yanlışlarını uyaralım. Kıskançlık etmeyiz. Biz yapalım demeyiz. Yeter ki doğru yapsınlar. Yeter ki memleketi ayağa kaldırsınlar, kalsınlar ama olur da yapamazlarsa ki yapamıyorlar, olur da yönetemezlerse ki yönetemiyorlar, memleket boşta kalmasın, türbülansa düşmesin, memleket sahipsiz kalmasın diye biz nöbetteyiz. Dolayısıyla Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni nesil siyasi nezaketine, beklentilerine, ümidine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuvvetine, çocuklarımızın hayallerine, emek eden herkesin emeğine; o mezhebin, bu mezhebin, o meşrebin, bu meşrebin değil, 86 milyon ailemize kurulmuş, memleketin istikbaline yay gibi gerilmiş yeni bir siyasi iradedir Anahtar Parti.

Şanlıurfa Ve Kahramanmaraş'ta Siyasetin Hissesine Utanç Düştü!

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan silahlı saldırılar sonrası hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Çocuklarımızın coşkusunun sesini, neşesinin sesini teneffüs zilinin kesmesi gereken ortamlarda; çocuklarımızın sesini, nefesini, yaşama sevincini kurşun sesleri kesmiştir. Bunun utancı bizim hissemize, siyasetin hissesine düşmüştür. Yani bu memleketi yönetenler bizleriz.

 

Çocuklarımız Okulda Ölümle Tanıştı!

Biz nasıl bir memleket sunduk evlatlarımıza? Nasıl oldu ki biz evlatlarımızı içinde huzurla yaşayacakları, güvenle gidecekleri, coşkuyla gidip akşam eve huzurla dönecekleri bir ekosistemi onlara kuramadık? Çocuklarımız ölümle tanıştılar. Ölümü anlatsan anlamayacak yaşta çocuklarımız ölümle tanıştı. 10-11 yaşında çocuklarımız!.. Buradan bizim hissemize düşen utancı nasıl yöneteceğiz biz? Yani çocuklarımızın ölümle, bu yaşta buluşmalarının mesuliyetini hangi dille, hangi planla, hangi programla atlatacağız biz? Ailelerine ne diyeceğiz? Evlatlarını okula göndermiş, akşam evlatlarının sevdiği yemekleri yapıp evlatlarını bekleyen annelere ne diyeceğiz? Ölene kadar o çocuklarına yaptığı yemeklerden bir daha yapmayacak olan annelere ne diyeceğiz biz mesela? Babaları akşam eve gidip oğlumu alırım, çocuklarımı alırım, kızımı alırım diye plan yapan babaların akşam evlerine çocuklarının tabutlarıyla dönmesine sebep olan mahcubiyeti biz ne yapacağız yani? Biz ne konuşacağız? Nasıl konuşacağız biz bu işleri? Yani bu çocuklar mesela, arkadaşları öldürülmüş. "Arkadaşımız öldürüldü" sözünün 11 yaşında çocuklara düşürdüğü travmayla bu çocuklarımızı nasıl yaşatacağız biz? Nasıl bir şey konuşacağız mesela şimdi? Dolayısıyla bu mesele, öyle gerekli adımlar atacağız falan gibi beylik laflarla hiçbir sineyi rahatlatmayacak. Öğretmenimiz var, Allah'ım rahmet etsin, çocukların üstüne kapanmış. Çocukların üstüne kapanmış, kendi evlatlarına hayali kalmış öğretmenimizin. Artık evlatlarımızın hayali, annelerinin hayaliyle büyüyecek. Dolayısıyla şimdi bu kadar acının üstüne biz ne demeliyiz? Utanmadan mesela siyasi münakaşa mı yapmalıyız?

Çocuklar Devletin De Evlatlarıdır!

Çocuklar, ailelerin olduğu gibi devletin, milletin de evlatlarıdır. Annelerinden, babalarından korunmaları gerekirse devlet sahip çıkar! Evde bir kriminal hadise varsa, evde iklim bozuluyorsa, evde çocuğun yetişmesine menfi tesirler olacak bir takım savrulmalar varsa devlet bunları bilmelidir. Davranışları takip edebilmeli, rehabilitasyon uzmanlarıyla çocukları an an fark edebilmelidir. Çocukları devlet her şekilde görebilmeli, koruyabilmeli, muhafaza edebilmeli, yönetebilmeli; risklerden muhafaza ederek sağlıklı, sıhhatli büyütebilmelidir. Devletin evlatlarıdır onlar, milletin evlatlarıdır. Analarını da koruyacaksın, babalarını da koruyacaksın. Bazen çocuğu anasından, babasından koruyacaksın. Bazen şehrinden, sokağından koruyacaksın. Bazen okulda şiddetin dilinden koruyacaksın, televizyondan koruyacaksın, diziden koruyacaksın. Toplumun bozulan dilinden koruyacaksın, toplumu koruyacaksın, fıtratı koruyacaksın. Bu, komple bir sorumluluk alanıdır. Rehabilitasyon uzmanlarından dizilere, sokağın dilinden denetimsizliğe, uyuşturucu heveslisine; sosyal mecradaki kontrolsüzlükten tutunuz da eğitimin çocuklarımız üzerindekileri görebilme maharetine kadar her şeyin planlanması lazım. Bizim bir beka sorunumuz varsa; beka sorunumuz budur.

Hobi Bahçeleri Sorunu...

Hobi bahçeleri yapıldı Türkiye'de. Apartmanlara bağlı yaşamak zorunda kalan insanlar özellikle pandemi döneminde böyle küçük hobi bahçeleri almaya başladı. Küçük bungalov ile başladı, sonra büyüdü. Alanlar büyüdü, prefabrikler yerleştirildi. 1 milyonun üzerinde vatandaş arazilerine hobi bahçeleri yaptı. Bu mekanizmanın suistimale açık tarafları vardı. Yapanlar, tarlalara yaptıkları için işlerini görenlere hediye de verdiler. Belediyede imkânı olan yol döktürdü. Nüfuzu olan su getirdi. Biraz daha hatırlı olanlar elektrik bağlattı. Sonra bir gün devlet, bizim devletin çalışma sistematiği böyle: "Tarım arazilerine biz böyle bir şey yaptırmayız" dedi. Bu bir milyon ev yapılırken gözü olmayan devletin, bu bir milyon ev yapılırken bunu görmeyen devletin, hatta buralara yol, elektrik, su gelirken bunu umursamayan devletin, sonra birden aklı başına gelip, "Yahu kardeşim, tarım arazilerine böyle bir şey yaptırır mıyız biz?" dedi. Millette aferin bir hassasiyet taşıyorlar falan demeye hazırlanırken, aklıevvel birisi de deyivermiş ki "Efendim, bunu yaparsak çok oyumuz gider." Sayın Cumhurbaşkanımız sonra "Bunu bir daha bir gözden geçirelim" diyor. Bunu bir daha gözden geçirmenize sebep olan şey ne; oy! Vatandaşı paraya, nakite, oya mı çevireceğiz biz yani... AK Parti'ye hatırlatayım; "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" derseniz düzelir. Ama parola şu; "İnsanı yaşat ki taksit alasın, insanı yaşat ki onları nakite çeviresin, insanı yaşat ki oradan para kazanasın, döviz kazanasın." Vatandaş böyle yatırım aracına dönüştürülmemeli.

Gurbetçilerin Sorunları...

Bizim Avrupa'daki varlığımız Almanya'nın da kuvveti, Avrupa'nın da kuvvetidir. Türkler burada. En uyumlu, buraya geldiklerinden sonra bulundukları ülkelerin en büyük gücü olabilecek, en sorunsuz millettir. Asimile olmamış ama uyum sağlamış bir millet. Burası bizim için artık baba vatandır. Yani ana vatan Türkiye; burası da baba vatandır.

Kapıkule Sınır Kapısı Sorunu Çözülmeli!

Yıllardır Kapıkule'yi konuşuyoruz. Gurbet dediğimiz yerde gurbetçi olarak bilinmiş akrabalarımız var. Bu Kapıkule'yi 50 yıldır duyuyorum. Bu Kapıkule sorununu çözer misiniz lütfen? Kapıkule Sınır Kapısı'ndan kendi vatandaşlarının geçişini yönetemeyen bir devlet, bu ülkeyi nasıl yönetecek? Bulgaristan'dan geçişi de çözün, Kapıkule'de yığılmayı da çözün; vatandaş Kapıkule'den sular seller gibi geçsin.

Bedelli Askerlik Vatandaşını Kaybettirmemeli!

Bu askerlik sorununu da para diye konuşmayın! 8 bin euro bedelli askerlik hizmetine eşleştirdiğiniz para; "neyse ben Türk vatandaşlığından çıkayım" demeye sebep oluyorsa; siz de kendi vatandaşlarınızı böyle kaybediyorsanız, ya bu paranın canı çıksın kardeşim. Bunu 2 bin lira yapın. Çok mu zor yani? Buradan para mı kazanılır? Kendi vatandaşınızı para gibi görmezseniz çözersiniz! Bu askerlik de dahil, burada çifte vatandaşlık da dahil bu süreçleri yönetsinler ki hem buranın kuvveti olsunlar hem sizin varlığınız olsunlar. İkisinin arasında bir tercihe zorlayıp, para yüzünden kendi vatandaşlarınızı kaybetmeyin. Dolayısıyla bunlarla ilgili düzenleme yapılması şarttır..."

Kaynak : PERRE

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve webtvhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.