Önce Can Sonra Canan!
Önce Can Sonra Canan!
Önce “ben” diyebilmeli insan…
Kendi merkezine kendini koyabilmeli. Her şeyden önce kendini seçebilmeli. Çünkü biz dışarıdaki kaosun içinde savrulurken, başkalarını kurtarmaya çalışırken en çok kendimizi unutuyoruz. En çok kendimizi yok sayıyoruz, değil mi?
Üzerimize yapışan kimliklerden, gölgelerden, “biz olmamızı” bekledikleri o benliklerden sıyrılamadıkça yolumuzu kaybediyoruz. Kim bilir ne kadar zaman böyle geçti… Kaç kez kırıldık, kaç kez dağıldık, kaç kez kendimizi geride bıraktık?
Sonra bir gün, ansızın gelen bir sancıyla yüzleşiyoruz:
“Ben kimim?”
Ya da belki daha ağır olanı:
“Ben kimdim?”
Bu sorudan kaçtıkça hayat daha çok üzerimize geliyor. Oysa çok geç olmadan, bugünden tezi yok, kendimizi seçmemiz gerekiyor. Çünkü kendine dönmeyen, başkasına gerçek anlamda dönemiyor.
Benim çok sevdiğim bir söz vardır:
“Önce can, sonra canan.”
Yani önce sen… Sonra diğerleri.
Sevgili yol arkadaşlarım, yarın çok geç olmadan…
Kendi benliğinizle, içinizde yıllardır sessizce bekleyen o üzgün çocuğun nihayet gülümseyebildiği bir “siz” ile buluşmanız niyetiyle…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


