NEDEN DEVAMLI KENDİMİZİ KANITLAMA İHTİYACI HİSSEDİYORUZ
NEDEN DEVAMLI KENDİMİZİ KANITLAMA İHTİYACI HİSSEDİYORUZ
Sevgili okurlar merhaba… Hayatın içindeki sessiz yükleri ve insanın kendini kanıtlama çabasını birlikte düşünmek üzere bu hafta sizlere bu yazıyı hazırladım. Sizlerle bu satırlarda buluşmak kalplerimizi ortak bir sorguya davet etmek benim için büyük bir mutluluk.
Ayrıca bu yazının topluma ulaşmasında emeği geçen duyarlılığıyla bizlere kapı açan Anadolu Medya Ajansı sahibi Sayın Veysel Dayı Bey’e gönülden teşekkür ederim. Onun katkısıyla bu düşünceler yalnızca benim iç sesim olmaktan çıkıp toplumun ortak aynasına dönüşüyor.
Sizlerde dışarda görüyorsunuz ve belki kendinizde olduğunu bile düşünebilirsiniz toplumda bazı insanlar hayatı yaşamak yerine hayat boyunca kendilerini ispat etmeye çalışırlar. Daha çok çalışırlar, daha çok fedakarlık yaparlar, daha çok verirler. Başarılı olduklarında kısa süreli bir rahatlama hissederler fakat içlerinde sessizce konuşan bir ses vardır: Henüz yeterince iyi değilsin. Sizlere de tanıdık geldimi bu satırlar..
Çoğu zaman bunun farkında bile olmayız. Kendimizi geliştirdiğimizi daha iyi bir hayat kurmaya çalıştığımızı düşünürüz. Oysa bazen yaptığımız şey gelişmek değil değerli olduğumuzu kanıtlamaya çalışmaktır.
İnsan dünyaya kendini ispat etme ihtiyacıyla gelmez. Bir çocuk düşünün . Sadece var olduğu için değerlidir. Ancak büyürken aldığı bazı mesajlar bu duyguyu zedeleyebilir: “Başarılı olursan sevilirsin”, “Hata yaparsan eleştirilirsin”, “Herkesi memnun etmelisin.” Bu görünmez kurallar zamanla kişinin karakterinin bir parçası haline gelir. Böylece yetişkinlikte insan başkalarının gözünde değer kazanmak için kendi öz değerinden vazgeçmeye başlar.Alkış varsa mutlu olur, eleştiri varsa yıkılır. Takdir edilirse kendini güçlü hisseder, görmezden gelinirse değersiz olduğunu düşünür.
Hayatın en büyük tuzaklarından biri de benim için sevilmek ile onaylanmayı birbirine karıştırmaktır. Sevilmek varoluşa yöneliktir onaylanmak ise performansa. Bir ağacın değerini meyvesi kadar kökleri belirlediği gibi insanın değerini de başarıları kadar karakteri belirler.
Gerçek özgüven insanların seni nasıl gördüğüyle değil senin kendine nasıl baktığınla ilgilidir. Kendini tanımak, eksiklerini kabul etmek, hatalarına rağmen kendine saygı duyabilmek ruhsal olgunluğun en önemli göstergesidir. Klinik psikoloji açısından bu iç sesi fark etmek ve dönüştürmek mümkündür. Birçok danışanımda gördüğüm gibi “Ne yaparsam yapayım yetmiyor” cümlesi aslında içteki yargılayıcı sesin en tipik yansımasıdır. Terapilerde sıklıkla üzerinde durduğumuz şey bu rahatsız edici iç sesi danışanımıza fark ettirmektir.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir .Ben gerçekten mutlu olmak için mi yaşıyorum yoksa değerli olduğumu kanıtlamak için mi? Bazen en büyük başarı herkese bir şey olduğunu göstermek değil hiçbir şey kanıtlamak zorunda olmadığını anlayabilmektir.
Sürekli kendini kanıtlamaya çalışan insan yorulur değilmi ? kendini kabul eden insan ise güçlenir. Gerçek huzur başkalarının gözünde değerli görünmekten değil kendi gözünde değerli olduğunu hissedebilmekten geçer. Bugün kendine bir iyilik yap ve kimseye bir şey kanıtlamadan sadece var olduğun için değerli olduğunu hatırla..
Saygılarımla
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


