Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu Uyardı: “Yapay zekâda dışa bağımlılık, Türkiye’yi dijital sömürge haline getirebilir”

Siyaset 22.07.2026 - 11:48, Güncelleme: 22.07.2026 - 11:48
 

İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu Uyardı: “Yapay zekâda dışa bağımlılık, Türkiye’yi dijital sömürge haline getirebilir”

İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, sosyal medya hesabında yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin yapay zekâ alanında nasıl bir rekabet stratejisi izlemesi gerektiğine ilişkin kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Rızvanoğlu, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir yarış olmadığını; ekonomik bağımsızlık, milli güvenlik ve dijital egemenlik açısından da stratejik bir mesele haline geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin mevcut durumda yapay zekâ alanında net bir stratejik yön ortaya koyamadığını belirten Rızvanoğlu, “Eğer bugünkü yaklaşım devam ederse, teknoloji üreten değil teknoloji tüketen; kuralları koyan değil başkalarının koyduğu kurallara uyan bir ülke haline geliriz. Bu da bizi dijital bağımlılığa, hatta dijital sömürgeleşmeye sürükleyebilir.” dedi. “Orta güçlerin önünde dört stratejik seçenek bulunuyor” Küresel yapay zekâ yarışının yalnızca ABD ile Çin arasındaki rekabet olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Rızvanoğlu, süper güç olmayan ülkelerin dijital egemenliklerini koruyabilmek için farklı stratejiler geliştirdiğini belirtti. Rızvanoğlu, uzmanlaşma, büyük teknoloji bloklarıyla hizalanma, bölgesel iş birlikleriyle ortak standartlar oluşturma ve ulusal yapay zekâ modelleri geliştirme yaklaşımlarının dünyada öne çıktığını ifade ederek, Türkiye’nin kendi koşullarına uygun çok boyutlu bir strateji oluşturması gerektiğini söyledi. “Türkiye her alanda yarışmak zorunda değil” Türkiye’nin her alanda dev yapay zekâ modelleri geliştirmeye çalışmasının gerçekçi olmadığını belirten Rızvanoğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin önceliği; otonom sistemler, kritik altyapı güvenliği, tarımsal yapay zekâ, hassas veri analitiği ve benzeri stratejik alanlarda uzmanlaşmak olmalıdır. Doğru alanlarda derinleşmek, her alanda yüzeysel rekabet etmeye çalışmaktan çok daha güçlü sonuçlar doğuracaktır.” “Yapay zekâda dışa bağımlılık milli güvenlik riski oluşturur” Yapay zekâ teknolojilerinde dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmayacağını belirten Rızvanoğlu, bankacılık, enerji, savunma ve kamu hizmetleri gibi kritik alanlarda yabancı teknoloji altyapılarına aşırı bağımlılığın ciddi milli güvenlik riskleri yaratabileceğini söyledi. Rızvanoğlu, “Jeopolitik krizlerde yazılım ambargoları, bulut hizmetlerine erişim kısıtları veya kritik sistemlerin dış müdahalelere açık hale gelmesi ihtimalini görmezden gelemeyiz.” ifadelerini kullandı.   “Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nin sonuçları açıklanmalı” 2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nde belirlenen hedeflerin gerçekleşme düzeyine ilişkin kamuoyuna kapsamlı bir değerlendirme sunulmadığını belirten Rızvanoğlu, teknoloji politikalarında hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Beyin göçünü tersine çevirecek somut programlara ihtiyaç var” Türkiye’nin yapay zekâ alanında yetişmiş insan kaynağını koruyamadığını belirten Rızvanoğlu, yalnızca strateji belgelerinin yeterli olmayacağını söyledi. Araştırmacılara güçlü hesaplama altyapısı, uluslararası düzeyde araştırma imkânları ve ekonomik öngörülebilirlik sağlayacak bütçeli programların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Tarımda yapay zekâ stratejik fırsat olabilir İklim krizinin tarım üzerindeki etkilerine dikkat çeken Rızvanoğlu, Türkiye’nin tarımsal yapay zekâ ve hassas tarım teknolojilerinde önemli bir rekabet avantajı yakalayabileceğini belirtti.Uydu verileri, sensör teknolojileri ve yapay zekâ destekli analizlerle hem su kullanımının azaltılabileceğini hem de tarımsal verimliliğin artırılabileceğini ifade eden Rızvanoğlu, bu alandaki teknolojilerin Türkiye için önemli bir ihracat potansiyeli oluşturabileceğini söyledi. Dört temel politika önerisi Rızvanoğlu, Türkiye’nin dijital egemenliğini güçlendirmek amacıyla şu önerileri sıraladı: “Tarımsal yapay zekâ ve hassas tarım teknolojilerine öncelik verilmesi, Türkçe ve Türk dilleri ailesine uyumlu açık kaynaklı ulusal temel yapay zekâ modelinin geliştirilmesi,  Yapay zekâ araştırmacıları için bütçeli tersine beyin göçü programının oluşturulması, Kritik altyapılarda nihai karar yetkisinin insanda kalmasını esas alan “Human-in-the-Loop” ilkesinin yasal güvence altına alınması.” “Türkiye masada yer almalı” Açıklamasını değerlendirmeyle tamamlayan Rızvanoğlu, “Önümüzdeki on yılın küresel rekabeti yapay zekâ üzerinden şekillenecek. Kendi verisini yöneten, kendi teknolojisini geliştiren ve kendi insan kaynağını koruyan ülkeler geleceğin kurallarını belirleyecek. Türkiye’nin tercihi dijital bağımlılıktan değil, dijital egemenlikten yana olmalıdır. Hedefimiz geleceğin kurallarını belirleyen ülkeler arasında yer almak olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, sosyal medya hesabında yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin yapay zekâ alanında nasıl bir rekabet stratejisi izlemesi gerektiğine ilişkin kapsamlı bir yol haritası ortaya koydu. Rızvanoğlu, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir yarış olmadığını; ekonomik bağımsızlık, milli güvenlik ve dijital egemenlik açısından da stratejik bir mesele haline geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin mevcut durumda yapay zekâ alanında net bir stratejik yön ortaya koyamadığını belirten Rızvanoğlu, “Eğer bugünkü yaklaşım devam ederse, teknoloji üreten değil teknoloji tüketen; kuralları koyan değil başkalarının koyduğu kurallara uyan bir ülke haline geliriz. Bu da bizi dijital bağımlılığa, hatta dijital sömürgeleşmeye sürükleyebilir.” dedi.

“Orta güçlerin önünde dört stratejik seçenek bulunuyor”

Küresel yapay zekâ yarışının yalnızca ABD ile Çin arasındaki rekabet olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Rızvanoğlu, süper güç olmayan ülkelerin dijital egemenliklerini koruyabilmek için farklı stratejiler geliştirdiğini belirtti.

Rızvanoğlu, uzmanlaşma, büyük teknoloji bloklarıyla hizalanma, bölgesel iş birlikleriyle ortak standartlar oluşturma ve ulusal yapay zekâ modelleri geliştirme yaklaşımlarının dünyada öne çıktığını ifade ederek, Türkiye’nin kendi koşullarına uygun çok boyutlu bir strateji oluşturması gerektiğini söyledi.

“Türkiye her alanda yarışmak zorunda değil”

Türkiye’nin her alanda dev yapay zekâ modelleri geliştirmeye çalışmasının gerçekçi olmadığını belirten Rızvanoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’nin önceliği; otonom sistemler, kritik altyapı güvenliği, tarımsal yapay zekâ, hassas veri analitiği ve benzeri stratejik alanlarda uzmanlaşmak olmalıdır. Doğru alanlarda derinleşmek, her alanda yüzeysel rekabet etmeye çalışmaktan çok daha güçlü sonuçlar doğuracaktır.”

“Yapay zekâda dışa bağımlılık milli güvenlik riski oluşturur”

Yapay zekâ teknolojilerinde dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmayacağını belirten Rızvanoğlu, bankacılık, enerji, savunma ve kamu hizmetleri gibi kritik alanlarda yabancı teknoloji altyapılarına aşırı bağımlılığın ciddi milli güvenlik riskleri yaratabileceğini söyledi.

Rızvanoğlu, “Jeopolitik krizlerde yazılım ambargoları, bulut hizmetlerine erişim kısıtları veya kritik sistemlerin dış müdahalelere açık hale gelmesi ihtimalini görmezden gelemeyiz.” ifadelerini kullandı.

 

“Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nin sonuçları açıklanmalı”

2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nde belirlenen hedeflerin gerçekleşme düzeyine ilişkin kamuoyuna kapsamlı bir değerlendirme sunulmadığını belirten Rızvanoğlu, teknoloji politikalarında hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Beyin göçünü tersine çevirecek somut programlara ihtiyaç var”

Türkiye’nin yapay zekâ alanında yetişmiş insan kaynağını koruyamadığını belirten Rızvanoğlu, yalnızca strateji belgelerinin yeterli olmayacağını söyledi. Araştırmacılara güçlü hesaplama altyapısı, uluslararası düzeyde araştırma imkânları ve ekonomik öngörülebilirlik sağlayacak bütçeli programların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Tarımda yapay zekâ stratejik fırsat olabilir

İklim krizinin tarım üzerindeki etkilerine dikkat çeken Rızvanoğlu, Türkiye’nin tarımsal yapay zekâ ve hassas tarım teknolojilerinde önemli bir rekabet avantajı yakalayabileceğini belirtti.Uydu verileri, sensör teknolojileri ve yapay zekâ destekli analizlerle hem su kullanımının azaltılabileceğini hem de tarımsal verimliliğin artırılabileceğini ifade eden Rızvanoğlu, bu alandaki teknolojilerin Türkiye için önemli bir ihracat potansiyeli oluşturabileceğini söyledi.

Dört temel politika önerisi

Rızvanoğlu, Türkiye’nin dijital egemenliğini güçlendirmek amacıyla şu önerileri sıraladı: “Tarımsal yapay zekâ ve hassas tarım teknolojilerine öncelik verilmesi, Türkçe ve Türk dilleri ailesine uyumlu açık kaynaklı ulusal temel yapay zekâ modelinin geliştirilmesi,  Yapay zekâ araştırmacıları için bütçeli tersine beyin göçü programının oluşturulması, Kritik altyapılarda nihai karar yetkisinin insanda kalmasını esas alan “Human-in-the-Loop” ilkesinin yasal güvence altına alınması.”

“Türkiye masada yer almalı”

Açıklamasını değerlendirmeyle tamamlayan Rızvanoğlu, “Önümüzdeki on yılın küresel rekabeti yapay zekâ üzerinden şekillenecek. Kendi verisini yöneten, kendi teknolojisini geliştiren ve kendi insan kaynağını koruyan ülkeler geleceğin kurallarını belirleyecek. Türkiye’nin tercihi dijital bağımlılıktan değil, dijital egemenlikten yana olmalıdır. Hedefimiz geleceğin kurallarını belirleyen ülkeler arasında yer almak olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve webtvhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.