Kendimizin Karanlık Yönleriyle Nasıl Yüzleşiriz?
Kendimizin Karanlık Yönleriyle Nasıl Yüzleşiriz?
İnsan, kendisi hakkında anlatmayı sevdiği hikayelerden ibaret değildir. İnsan kendisini anlatırken çoğunlukla iyi taraflarını öne çıkarır. Fedakârlığını, sevgisini, vicdanını, başarılarını…
İnsan, kendisi hakkında anlatmayı sevdiği hikayelerden ibaret değildir. İnsan kendisini anlatırken çoğunlukla iyi taraflarını öne çıkarır. Fedakârlığını, sevgisini, vicdanını, başarılarını…
Peki ya görmek istemediği taraflarını?
Kıskançlığını, öfkesini, kontrol etme ihtiyacını, kırıcı olabildiği anları, başkalarının sahip olduklarına duyduğu imrenmeyi ya da bazen yalnızca haklı çıkmak için verdiği mücadeleyi ,fark etmeden yaptığı manipülasyonları..
İnsanın kendisiyle gerçek karşılaşması belki de tam burada başlar.
“ Karanlık taraf” dediğimiz şey, insanın kötü olması değildir. Daha çok, kendimiz hakkında kabul etmekte zorlandığımız duygu, düşünce ve davranışlarımızdır. Çoğu zaman onları görmek yerine bastırmayı, inkâr etmeyi ya da başkasında görmeyi tercih ederiz.
Örneğin çok kontrolcü olduğumuzu kabul etmek yerine, çevremizdeki insanların kontrolcü olduğundan yakınabiliriz. Kıskançlığımızla yüzleşmek yerine, başkasının kıskançlığını konuşabiliriz.
Çünkü insanın kendisi hakkında Çoğu zamanolumlu bir hikâyeyi korumaya ihtiyacı vardır.
Fakat psikolojik olarak yüzleşmek, kendimizi suçlamak anlamına gelmez.
“Evet, bazen kıskanıyorum.”
“Evet, bazen öfkemi yönetemiyorum.”
“Evet, bazen karşımdaki kişiyi kontrol etmek istiyorum
Bu cümleleri kurabilmek, insanı kötü yapmaz. Aksine, kişinin kendisiyle daha dürüst bir ilişki kurmasını sağlar.Üstelik kendimizle yüzleşirken yalnızca psikolojimize değil, içinde yaşadığımız topluma da bakmamız gerekir.
Çünkü toplum bize hangi duyguların kabul edilebilir olduğunu öğretir. Güçlü olmamız, kırılmamamız, ayıp sayılan duyguları göstermememiz beklenir. Özellikle çocukluktan itibaren bazı duygularımızı ifade etmek yerine saklamayı öğreniriz.Ancak sakladığımız her şey ortadan kaybolmaz.
Bazen ilişkilerimizde, öfkemizde, seçimlerimizde veya tekrar tekrar yaşadığımız aynı sorunlarda kendisini gösterir.
Bu gösterge biz bir şey öğrenene kadar kendini tekrar eder, belki bu nedenle kendimize şu soruları sormamız gerekir:
En çok kimi kıskanıyorum ve aslında neyi kıskanıyorum?Başkalarında en çok hangi özelliği eleştiriyorum.
Benim de sahip olduğumu kabul etmek istemediğim bir özellik var mı?
“Ben asla böyle yapmam” dediğim şeyleri neden bu kadar kesin söylüyorum?
Kendi karanlığımıza bakmak kolay değildir. Çünkü orada görmek istemediğimiz şeylerle karşılaşabiliriz.
Ama kendini tanımak yalnızca ışığını bilmek değildir.
İnsan bazen en çok, kendisinden sakladığı tarafını gördüğünde büyür.Belki amaç karanlığımızı yok etmek değil; onu tanımaktır.
Çünkü tanımadığımız taraflarımız bizi yönetebilir. Tanıdığımız taraflarımız ise üzerinde düşünebileceğimiz, değiştirebileceğimiz ve dönüştürebileceğimiz bir parçaya dönüşür.
Kendimizle yüzleşmek, kendimizi yargılamak değil; kendimize karşı dürüst olma cesaretidir.
Ve belki de gerçek olgunluk, kendimizi yalnızca iyi olduğumuz yerlerden değil, zorlandığımız yerlerden de tanıyabilmektir.
Çünkü insan sanılanın Aksine zayıf yönleri ile daha da güçlenir.
Jung dediğ gibi “ışığa çıkmanın tek yolu kendi karanlığına bakmaktır.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.



