Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

YAPRAKLAR DÖKÜLÜRKEN İNSAN KALBİ NEDEN AĞIRLAŞIR?

Sağlık 26.10.2026 - 09:24, Güncelleme: 26.10.2026 - 09:24
 

YAPRAKLAR DÖKÜLÜRKEN İNSAN KALBİ NEDEN AĞIRLAŞIR?

Merhaba değerli dostlar bu hafta sizlere değişik bir konuyla ilgili yazı yazmak istedim. Mevsim sonbahar ve farkındamısınız yavaş yavaş içimizdeki derinlik bu mevsimde daha da ağırlaşıyor . Bende psikolog olarak bunu hem bilimsel hem de düşünsel anlamda sizlere anlatmak istedim umarım faydalı bir yazı olur.

Bazı mevsimler vardır sadece havayı değil insanın ruh halini de değiştirir. Sonbahar geldiğinde ağaçların yaprakları sararmaya başlar. Günler kısalır, güneş daha az görünür olur. Sabahları yataktan çıkmak zorlaşır. İnsan kendini biraz yorgun  biraz isteksiz  biraz da sebepsiz bir hüzün içinde bulur. Sanki görünmeyen bir sis yalnızca sokakları değil  ruhumuzu da kaplamıştır. Peki neden? Neden sonbahar geldiğinde içimizde açıklayamadığımız bir hüzün belirir? Psikoloji bize bunun tesadüf olmadığını söylüyor. Bence insan doğadan bağımsız bir varlık değildir. Her ne kadar modern şehirlerde yaşasak da bedenimiz ve zihnimiz hala doğanın ritmine göre çalışır. Yaz aylarında daha uzun süre güneş ışığı alırız. Güneş ışığı  beynimizde mutluluk ve canlılık hissi oluşturan bazı biyolojik süreçleri destekler. Sonbaharla birlikte günlerin kısalması ve güneş ışığının azalması  birçok insanda enerji düşüklüğüne , isteksizliğe ve duygusal hassasiyete yol açabilir. Bende bu alanda çalışan bir uzman olarak bu  durumun belirli bir düzeye kadar doğal olduğunu ifade ediyorum . Araştırmalarımda American Psychological Association'a (APA) göre gün ışığının azalması bazı kişilerde enerji kaybı, halsizlik, isteksizlik, aşırı uyuma isteği ve depresif belirtilerle ilişkili olabilir. Bu durum sıradan bir mevsim geçişinden daha yoğun yaşandığında "Mevsimsel Duygulanım Bozukluğu" olarak değerlendirilebildiğini okudum. Ancak sonbahar hüznünü yalnızca biyolojiyle açıklamak eksik olur. Sonbahar aynı zamanda vedaların mevsimidir. Ağaçların yapraklarını bırakması, yazın sıcak günlerinin geride kalması ve doğanın yavaş yavaş dinlenmeye çekilmesi bilinçaltımızda da bir ayrılık duygusunu harekete geçirir. Belki farkında değilizdir ama dış dünyadaki her değişim iç dünyamızda da yankı bulur. Bu yüzden sonbahar geldiğinde insan geçmişi daha çok hatırlar. Eski fotoğraflara daha uzun bakar. Kaybettiği insanları daha sık düşünür. Çocukluğunu özler. Çünkü sonbahar doğanın bize fısıldadığı bir hakikati hatırlatır O da "Her şey değişir." Belki de hüzün dediğimiz şey  hayatın geçiciliğini hissetmenin insanca bir yoludur. Aslında sonbaharın getirdiği yavaşlama her zaman kötü değildir. Modern dünyanın durmadan koşmamızı isteyen telaşı içinde sonbahar bize farklı bir çağrıda bulunur. Biraz dinlenmek, biraz durmak, biraz içimize dönmek isteriz. Çalışmak zor gelir, daha fazla uyumak isteriz. Bu durum çoğu zaman tembellik değil, zihnin ve bedenin değişen mevsime uyum sağlama çabasıdır. Sonbaharın sessizliği bazen ruhun kendi iç odalarına yaptığı bir yolculuktur. Yaz boyunca bastırdığımız yorgunluklar, özlemler ve eksiklikler bu mevsimde daha görünür hale gelir. Bu nedenle birçok insan sonbaharda daha fazla düşünür, daha fazla sorgular ve daha fazla hisseder.Bazen ruhumuzun da tıpkı ağaçlar gibi eski yapraklarını bırakmaya ihtiyacı vardır. Bir ruh sağlığı uzmanı olarak şuna da inanıyorum ki bazen iyileşmek için büyük reçetelere değil  doğaya ihtiyaç duyarız. Sonbaharın dinginliğini, sararan yaprakların huzurunu ve mevsimin gerçek renklerini görmek isteyenlere memleketim olan Karabük ilimizin şirin ilçesi Yenice'yi özellikle tavsiye etmek isterim. Türkiye'nin en değerli doğal alanlarından biri olarak kabul edilen bu eşsiz coğrafya sonbaharın bütün tonlarını cömertçe sergileyen adeta bir doğa cennetidir. Yıl boyunca yorulan zihinler için Yenice ormanlarında yapılacak kısa bir yürüyüş bile insana yeniden nefes almayı hatırlatır. Ağaçların sarı, turuncu ve kızıl renklere büründüğü bu mevsimde doğanın sessizliğini dinlemek, akan suyun sesine kulak vermek ve şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşmak ruhumuza iyi gelen bir mola olabilir. Belki de sonbaharın hüznünü anlamanın en güzel yolu  onu doğanın içinde yaşamaktır. Eğer yolunuz düşerse  sonbaharın gerçek renklerini görmek, biraz dinlenmek ve ruhunuzu dinlemek için Yenice'ye uğrayın. Çünkü bazı şehirler görülür  bazı yerler yaşanır. Yenice ise sonbaharın hissedildiği yerlerden biridir. Nacizane sonbahara  bir şarkı tavsiyesi Değerli Üstat Yıldırım GÜRSES ve o eşsiz eseri  Sonbahar Rüzgarları Çünkü bazen ruhun ihtiyacı olan şey  kalabalıklardan uzaklaşıp sararan yaprakların arasında kendini yeniden duymaktır. Saygılarımla Murat ABAOĞLU Klinik Psikolog 
Merhaba değerli dostlar bu hafta sizlere değişik bir konuyla ilgili yazı yazmak istedim. Mevsim sonbahar ve farkındamısınız yavaş yavaş içimizdeki derinlik bu mevsimde daha da ağırlaşıyor . Bende psikolog olarak bunu hem bilimsel hem de düşünsel anlamda sizlere anlatmak istedim umarım faydalı bir yazı olur.

Bazı mevsimler vardır sadece havayı değil insanın ruh halini de değiştirir. Sonbahar geldiğinde ağaçların yaprakları sararmaya başlar. Günler kısalır, güneş daha az görünür olur. Sabahları yataktan çıkmak zorlaşır. İnsan kendini biraz yorgun  biraz isteksiz  biraz da sebepsiz bir hüzün içinde bulur. Sanki görünmeyen bir sis yalnızca sokakları değil  ruhumuzu da kaplamıştır.

Peki neden?

Neden sonbahar geldiğinde içimizde açıklayamadığımız bir hüzün belirir?

Psikoloji bize bunun tesadüf olmadığını söylüyor.

Bence insan doğadan bağımsız bir varlık değildir. Her ne kadar modern şehirlerde yaşasak da bedenimiz ve zihnimiz hala doğanın ritmine göre çalışır. Yaz aylarında daha uzun süre güneş ışığı alırız. Güneş ışığı  beynimizde mutluluk ve canlılık hissi oluşturan bazı biyolojik süreçleri destekler. Sonbaharla birlikte günlerin kısalması ve güneş ışığının azalması  birçok insanda enerji düşüklüğüne , isteksizliğe ve duygusal hassasiyete yol açabilir.

Bende bu alanda çalışan bir uzman olarak bu  durumun belirli bir düzeye kadar doğal olduğunu ifade ediyorum . Araştırmalarımda American Psychological Association'a (APA) göre gün ışığının azalması bazı kişilerde enerji kaybı, halsizlik, isteksizlik, aşırı uyuma isteği ve depresif belirtilerle ilişkili olabilir. Bu durum sıradan bir mevsim geçişinden daha yoğun yaşandığında "Mevsimsel Duygulanım Bozukluğu" olarak değerlendirilebildiğini okudum.

Ancak sonbahar hüznünü yalnızca biyolojiyle açıklamak eksik olur.

Sonbahar aynı zamanda vedaların mevsimidir.

Ağaçların yapraklarını bırakması, yazın sıcak günlerinin geride kalması ve doğanın yavaş yavaş dinlenmeye çekilmesi bilinçaltımızda da bir ayrılık duygusunu harekete geçirir. Belki farkında değilizdir ama dış dünyadaki her değişim iç dünyamızda da yankı bulur.

Bu yüzden sonbahar geldiğinde insan geçmişi daha çok hatırlar.

Eski fotoğraflara daha uzun bakar.

Kaybettiği insanları daha sık düşünür.

Çocukluğunu özler.

Çünkü sonbahar doğanın bize fısıldadığı bir hakikati hatırlatır O da "Her şey değişir."

Belki de hüzün dediğimiz şey  hayatın geçiciliğini hissetmenin insanca bir yoludur.

Aslında sonbaharın getirdiği yavaşlama her zaman kötü değildir.

Modern dünyanın durmadan koşmamızı isteyen telaşı içinde sonbahar bize farklı bir çağrıda bulunur. Biraz dinlenmek, biraz durmak, biraz içimize dönmek isteriz. Çalışmak zor gelir, daha fazla uyumak isteriz. Bu durum çoğu zaman tembellik değil, zihnin ve bedenin değişen mevsime uyum sağlama çabasıdır.

Sonbaharın sessizliği bazen ruhun kendi iç odalarına yaptığı bir yolculuktur. Yaz boyunca bastırdığımız yorgunluklar, özlemler ve eksiklikler bu mevsimde daha görünür hale gelir. Bu nedenle birçok insan sonbaharda daha fazla düşünür, daha fazla sorgular ve daha fazla hisseder.Bazen ruhumuzun da tıpkı ağaçlar gibi eski yapraklarını bırakmaya ihtiyacı vardır.

Bir ruh sağlığı uzmanı olarak şuna da inanıyorum ki bazen iyileşmek için büyük reçetelere değil  doğaya ihtiyaç duyarız. Sonbaharın dinginliğini, sararan yaprakların huzurunu ve mevsimin gerçek renklerini görmek isteyenlere memleketim olan Karabük ilimizin şirin ilçesi Yenice'yi özellikle tavsiye etmek isterim. Türkiye'nin en değerli doğal alanlarından biri olarak kabul edilen bu eşsiz coğrafya sonbaharın bütün tonlarını cömertçe sergileyen adeta bir doğa cennetidir.

Yıl boyunca yorulan zihinler için Yenice ormanlarında yapılacak kısa bir yürüyüş bile insana yeniden nefes almayı hatırlatır. Ağaçların sarı, turuncu ve kızıl renklere büründüğü bu mevsimde doğanın sessizliğini dinlemek, akan suyun sesine kulak vermek ve şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşmak ruhumuza iyi gelen bir mola olabilir.

Belki de sonbaharın hüznünü anlamanın en güzel yolu  onu doğanın içinde yaşamaktır. Eğer yolunuz düşerse  sonbaharın gerçek renklerini görmek, biraz dinlenmek ve ruhunuzu dinlemek için Yenice'ye uğrayın. Çünkü bazı şehirler görülür  bazı yerler yaşanır. Yenice ise sonbaharın hissedildiği yerlerden biridir.

Nacizane sonbahara  bir şarkı tavsiyesi Değerli Üstat Yıldırım GÜRSES ve o eşsiz eseri  Sonbahar Rüzgarları

Çünkü bazen ruhun ihtiyacı olan şey  kalabalıklardan uzaklaşıp sararan yaprakların arasında kendini yeniden duymaktır.

Saygılarımla

Murat ABAOĞLU
Klinik Psikolog 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve webtvhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.