Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

BEREKET ÖNCE RUHUMUZDAN EKSİLİR

Sağlık 07.07.2026 - 11:15, Güncelleme: 07.07.2026 - 11:15
 

BEREKET ÖNCE RUHUMUZDAN EKSİLİR

Merhaba değerli dostlar bu hafta önemli bir konuda sizlere bu köşeden seslenmek istedim. Farkındaysanız evimizden toplumumuzdan ve en önemlisi değerlerimizden eksilen bir kavram var BEREKET .Bu konuda Klinik psikolog olarak görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim ama ilk başta şunu belirtmek isterim bu yazımda dini bir değerlendirme bulunmamaktadır. Burada kullandığım bereket kavramı psikolojik açıdan ele alınmaktadır. Bereket insanın yaşamında hissettiği huzuru, güveni, anlamı, duygusal doyumu ve sağlıklı ilişkileri ifade etmektedir. Toplum olarak çoğu zaman bereketi yalnızca maddi kazançla ölçüyoruz. Oysa psikolojik açıdan bereket sahip olduklarımızın miktarından çok onları nasıl yaşadığımızla ilgilidir. Bir evi sadece duvarlar ayakta tutmaz. O evi ayakta tutan şey psikolojide sevgi, güven, saygı, anlayış ve huzurdur. Aynı şekilde bir toplumu da yalnızca yolları, binaları ya da ekonomik gücü ayakta tutmaz. Toplumları ayakta tutan değerlerine sahip çıkan, birbirine güvenen ve geleceğe umutla bakan insanlardır. Bizler Türk toplumu olarak yüzyıllardır bu değerler üzerine yaşadık ve ayakta kalmayı başardık. Sürekli eleştirinin olduğu... Kimsenin kimseyi gerçekten dinlemediği... Teşekkür etmenin unutulduğu... Takdirin yerini kusur aramanın aldığı... Sevginin ifade edilmediği... Özür dilemenin zayıflık sayıldığı... Empatinin yerini öfkenin aldığı... Vicdanın yerini kayıtsızlığın aldığı bir evde de yada bir toplumda da psikolojik bereket zamanla kaybolur. Çünkü insanın ruhu da tıpkı bedeni gibi beslenmeye ihtiyaç duyar. Sevildiğini hissetmek, değer görmek, anlaşılmak ve güvende olmak ruhun en temel ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında kişi ne kadar çok şeye sahip olursa olsun içinde bir eksiklik hisseder. Bugün ne yazık ki çocuklarımız ve gençlerimiz birçok görünmez tehditle karşı karşıya. Sanal kumar, sosyal medya bağımlılığı, alkol ve madde kullanımı, kolay haz arayışı, akran zorbalığı, yalnızlık ve umutsuzluk sadece bireyin değil toplumun ruh sağlığını da sessizce yıpratmaktadır. Aile içinde sevginin yerini ilgisizlik... Saygının yerini öfke... Paylaşmanın yerini bencillik... Sorumluluğun yerini bahaneler... Dürüstlüğün yerini çıkar ilişkileri aldığında psikolojik bereket de önce evlerden sonra sokaklardan ve en sonunda toplumun vicdanından çekilmeye başlar. Temel insani ve ahlaki değerler olarak hepimizin bildiği dürüstlük, empati, sorumluluk, merhamet ve saygıyı sayabiliriz ve bunlar ruh sağlığını koruyan en güçlü dayanaklardır. Bu değerler zayıfladığında yalnızca bireyler değil aileler ve toplum da bundan etkilenir. Gerçek bereket daha çok tüketmek değil daha anlamlı yaşayabilmektir. Daha fazla kazanmak değil daha fazla güven verebilmektir. Daha çok konuşmak değil daha çok anlayabilmektir. Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras mal varlığı değil sağlam karakter, güçlü değerler, psikolojik güven ve sevgi dolu ilişkiler kurabilme becerisidir. Çünkü huzurun olmadığı yerde başarı eksik kalır. Güvenin olmadığı yerde sevgi kök salamaz. Değerlerin kaybolduğu yerde ise bereket önce insanın ruhundan sonra ailesinden, en sonunda da toplumdan sessizce uzaklaşır. Unutmayalım... Bir toplumun gerçek zenginliği bankalarındaki para değil çocuklarının vicdanı, gençlerinin umudu, ailelerinin huzuru ve insanlarının birbirine duyduğu güvendir. İşte psikolojik anlamda gerçek bereket tam da burada başlar. Murat ABAOĞLU Klinik Psikolog

Merhaba değerli dostlar bu hafta önemli bir konuda sizlere bu köşeden seslenmek istedim. Farkındaysanız evimizden toplumumuzdan ve en önemlisi değerlerimizden eksilen bir kavram var BEREKET .Bu konuda Klinik psikolog olarak görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim ama ilk başta şunu belirtmek isterim bu yazımda dini bir değerlendirme bulunmamaktadır. Burada kullandığım bereket kavramı psikolojik açıdan ele alınmaktadır. Bereket insanın yaşamında hissettiği huzuru, güveni, anlamı, duygusal doyumu ve sağlıklı ilişkileri ifade etmektedir.

Toplum olarak çoğu zaman bereketi yalnızca maddi kazançla ölçüyoruz. Oysa psikolojik açıdan bereket sahip olduklarımızın miktarından çok onları nasıl yaşadığımızla ilgilidir.

Bir evi sadece duvarlar ayakta tutmaz. O evi ayakta tutan şey psikolojide sevgi, güven, saygı, anlayış ve huzurdur. Aynı şekilde bir toplumu da yalnızca yolları, binaları ya da ekonomik gücü ayakta tutmaz. Toplumları ayakta tutan değerlerine sahip çıkan, birbirine güvenen ve geleceğe umutla bakan insanlardır. Bizler Türk toplumu olarak yüzyıllardır bu değerler üzerine yaşadık ve ayakta kalmayı başardık.

Sürekli eleştirinin olduğu... Kimsenin kimseyi gerçekten dinlemediği... Teşekkür etmenin unutulduğu... Takdirin yerini kusur aramanın aldığı... Sevginin ifade edilmediği... Özür dilemenin zayıflık sayıldığı... Empatinin yerini öfkenin aldığı... Vicdanın yerini kayıtsızlığın aldığı bir evde de yada bir toplumda da psikolojik bereket zamanla kaybolur.

Çünkü insanın ruhu da tıpkı bedeni gibi beslenmeye ihtiyaç duyar. Sevildiğini hissetmek, değer görmek, anlaşılmak ve güvende olmak ruhun en temel ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında kişi ne kadar çok şeye sahip olursa olsun içinde bir eksiklik hisseder.

Bugün ne yazık ki çocuklarımız ve gençlerimiz birçok görünmez tehditle karşı karşıya. Sanal kumar, sosyal medya bağımlılığı, alkol ve madde kullanımı, kolay haz arayışı, akran zorbalığı, yalnızlık ve umutsuzluk sadece bireyin değil toplumun ruh sağlığını da sessizce yıpratmaktadır. Aile içinde sevginin yerini ilgisizlik... Saygının yerini öfke... Paylaşmanın yerini bencillik... Sorumluluğun yerini bahaneler... Dürüstlüğün yerini çıkar ilişkileri aldığında psikolojik bereket de önce evlerden sonra sokaklardan ve en sonunda toplumun vicdanından çekilmeye başlar.

Temel insani ve ahlaki değerler olarak hepimizin bildiği dürüstlük, empati, sorumluluk, merhamet ve saygıyı sayabiliriz ve bunlar ruh sağlığını koruyan en güçlü dayanaklardır. Bu değerler zayıfladığında yalnızca bireyler değil aileler ve toplum da bundan etkilenir.

Gerçek bereket daha çok tüketmek değil daha anlamlı yaşayabilmektir.

Daha fazla kazanmak değil daha fazla güven verebilmektir.

Daha çok konuşmak değil daha çok anlayabilmektir.

Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras mal varlığı değil sağlam karakter, güçlü değerler, psikolojik güven ve sevgi dolu ilişkiler kurabilme becerisidir.

Çünkü huzurun olmadığı yerde başarı eksik kalır.

Güvenin olmadığı yerde sevgi kök salamaz.

Değerlerin kaybolduğu yerde ise bereket önce insanın ruhundan sonra ailesinden, en sonunda da toplumdan sessizce uzaklaşır.

Unutmayalım...

Bir toplumun gerçek zenginliği bankalarındaki para değil çocuklarının vicdanı, gençlerinin umudu, ailelerinin huzuru ve insanlarının birbirine duyduğu güvendir.

İşte psikolojik anlamda gerçek bereket tam da burada başlar.

Murat ABAOĞLU
Klinik Psikolog

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve webtvhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.