Cesaret ile Küllerinden Doğmak
Hayatın kimseye vaadi yoktur. Ne mutluluk daimidir ne de hüzün sonsuz. İnsan, bir gün güneşin sıcaklığında huzur bulurken ertesi gün kara bulutların gölgesinde kalabilir. Zor zamanlar, işte tam da bu yüzden vardır; insana kendi gücünü göstermek, dayanıklılığını hatırlatmak ve yeniden başlamak için fırsat sunmak.
Her düşüş, bir kalkışa gebedir. Bazen kalbin kırılır, bazen emeklerin boşa gider, bazen de en güvendiğin dallar seni yarı yolda bırakır. İşte o anlarda insan, kendine şu soruyu sorar: “Ben şimdi ne yapacağım?” Cevap ise aslında içimizdedir. Çünkü yaşam, kaldığın yerden değil, ayağa kalkmaya cesaret ettiğin yerden devam eder. İşte bu yüzden cesaretiniz sizi varacağınız yere götürecek olandır.
Zor zamanlar insanı olgunlaştırır. Çile çekmeden sabrı, kaybetmeden kazanmayı, düşmeden kalkmayı öğrenemezsin. Önemli olan, yaşadıklarının seni yıkmasına izin vermemek; tam tersine seni güçlendirmesine fırsat tanımaktır. Küllerinden doğan anka kuşu misali, her yıkılış aslında yeniden doğuşun, yeniden başlamanın kapısıdır.
Unutma ki hayat, bekleyerek değil; yürüyerek güzelleşir. Zamanın akışına küsmek, seni olduğun yerde çürütür. Oysa her yeni gün, yaraların üzerine serilen bir şifa örtüsü gibidir. Bugün ağır gelen yük, yarın hafifler. Bugün seni inciten söz, yarın anlamını yitirir. Ve bugün seni ağlatan dert, yarın sana güç verir. O sebeptendir ki o gücü kullanmalısın.
Hayat, zor zamanlarla savaşmayı değil; onları kabullenip, içinden güç devşirmeyi öğretir. Bir kapı kapanırsa bil ki diğeri açılacaktır. Bir yol biterse, yeni bir yol seni bekliyordur. Önemli olan, yürümekten vazgeçmemektir. Gerekirse yeni bir yol açmaktır.
Sonunda şunu bilmeliyiz: Hayat, düştüğünde kalkabilme cesaretine sahip olanlarındır. Çünkü asıl zafer, hiç yıkılmamakta değil; yıkılsan da tekrar ayağa kalkabilmektedir.